Sayın Ziyaretçi Hoş Geldiniz. [Üye Girişi] [Yeni Üye]
Bursaspor ve Obama
Amerika’da son seçim öncesi Obama’nın aday olup olamayacağı tartışılırken uzun yıllardır New York’ta yaşayan bir arkadaş İstanbul’a gelmişti. Arkadaşın öyle bir gözlem ve tasvir yeteneği vardı ki, Amerika’daki yaşamı gözlerimizin önünde canlandırıyordu anlatırken. İşte o arkadaş, laf lafı açıp da malûm konuya gelince itiraz kabul etmeyen bir yüz ifadesi ve ses tonuyla “Amerika henüz zenci başkana hazır değil. Ben bile hazır değilim” demiş, biz de sözlerine itibar etmiştik. Ebediyete akıp giden zamanda Obama aday da gösterildi, başkan da seçildi. Bütün dünya gül iklimi oldu. Nasıl olmasındı ki? Irk ayrımı belâsının hâlâ gizli-açık yaşadığı bir ülkede (üstelik bir miktar da Müslüman) bir zencinin başkan seçilmesi az şey miydi?
Böylece neo-con karabasanıyla iyice sıkışan ve bunalan paradigma derin bir nefes almış; ayrıca ve belki daha da önemlisi, “Amerika’da günün birinde zenci bir başkan olabilir mi” sorusunun cevabı da bulunmuş oldu. Pekâlâ, aradan geçen bir yıldan fazla bir zamanda Amerika ve dünya siyasetinin ana seyrinde bir değişiklik oldu mu? Sanırım buna saflık sınırını aşmadan olumlu cevap vermek mümkün değil. Tıkanan sistem, mümkün olabilecek en açık renkli zenciyle kendisini yeniden üretmiş oldu.
Bugünlerde Türkiye futbol kamuoyunun en önemli sorusu “Bursaspor şampiyon olabilir mi?” den “Bursaspor şampiyon olursa ne olur?”a evriliyor. Ligin bitimine sayılı haftalar kala, Bursaspor’un pozisyonuna baktığınız zaman “hayır, mutlaka bir yerde takılırlar” demek giderek zorlaşıyor çünkü. Eğer engellenmek isteniyorsa, ligin sonu yaklaştıkça Bursaspor’un ayaklarına Bursa’nın ufak tefek taşlarının (*) takılması yetmeyecek, tekerine sokulan çomağın çuvala sığmayan mızraktan büyük olması gerekecektir.
Bugüne kadar Trabzonspor dışında hiçbir Anadolu takımı şampiyon olamadı. (Onun da şampiyonluk öyküleri neredeyse Kurtuluş Savaşı belgeselleri muamelesi görüyor artık.) Bazıları çok yaklaştı ama son hafta ya da haftalarda nefesleri kesildi. Türkiye’nin yazılı olmayan kurallarından biri de buydu ve herkes tevekkül etmiş, İstanbul’dan kendine bir âşık buluvermiş, onunla gönül eğlendirip gidiyordu.
Bu sezon Bursaspor şampiyon olabilir mi bilmiyoruz. Ancak Türkiye’nin en açık renkli zencisinin Bursaspor olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Açılımla yatıp Ergenekon’la kalktığımız bir zamanda Bursa-Diyarbakır filminin iki bölüm halinde gözümüze sokulması boşuna değildir. Gayet açıktır ki, Bursa şehri şampiyonluk lütfedilecek kadar beyaz olduğunu ispatlamaya çalışmıştır.
Türk futbolunda paradigma sıkışmasına sıkışmıştır, hatta bize kalırsa ortada paradigma diye bir şey de kalmamıştır ama önemli olan egemenlerin buna ikna olup çözüm arayışına girmesidir.
Diyelim ki Bursaspor şampiyon oldu ve bize “Gördünüz mü? Kim demiş Anadolu takımı şampiyon olamaz diye? Türk futbolu her zaman olduğu gibi gayet şerefli, namuslu, pirüpak yoluna devam etmektedir” vs. dendi. Biz de yedik, pardon sevindik. Obama’nın başkanlığı Amerika ve dünyada ne kadar değişikliğe sebep olduysa Bursaspor’un şampiyonluğu da Türk futbolunu ancak o kadar değiştirir. Belki Bursa’dan yükselen havai fişekler biraz göz kamaştırır, ancak çok geçmeden piyasa kuralları bütün gerçekçiliğiyle işlemeye başlar: Bursaspor pazarının piyasadaki ağırlığı nedir? Bakmayın siz her daim dolu ve coşkulu tribünlere, deplasmana giden onbinlere, siyaset ve bürokrasideki ağırlığına... Tarihî derinliği ne olursa olsun Bursa bir göç şehridir, taraftarı da şehirden başka bir yerde yoktur. İstanbul’da denizi ilk kez gören ve bir hafta sonu yatılı okulda etüde girerken yarım yamalak Türkçesiyle ağzı kulaklarında “Fenerbahçe lider oldu” diye sevinen bir Siirtli görebilirsiniz. Peki, Siirt’te Bursasporlu var mıdır acaba? Ya da Erzurum’da, Adana’da, Kastamonu’da?.. Varsa kaç tane vardır? Kaç adet decoder, tiraj, raiting, forma, kaşkol satın alırlar?
Amacımız Bursa şehrini ve Bursasporluları rencide etmek ya da küçümsemek değil; böyle bir şey ne bizim haddimize düşer ne de başkalarının. Sadece bir tesbit yapmaya çalışıyoruz. Bursaspor’un mümkün ve muhtemel şampiyonluğu toplum olarak söylemeye pek meraklı olduğumuz ve esasında bir temenniden başka bir şey ifade etmeyen “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” teranesini bir müddet gök kubbeye salabilir. Ancak çok geçmeden bir de bakarız ki yine eski tas eski hamama kalmışız.
(*) Eski bir Bursa türküsüdür. Yeni yetmeler bilmeyebilir diye ihtiyaten açıklayalım dedik.
Ekleme Tarihi: 03 Nisan 2010 14:57:39
| |||||||||||||||||||||||||||||









