Tarihi Kadırga Açık Camii - Kubbesi Gökyüzü, Halısı Zümrüt Çimen
Dünyanın dört bir yanındaki camiler; devasa kubbeleri, çinili duvarları, görkemli avizeleri ve yumuşak halılarıyla bilinir. Ancak Doğu Karadeniz’in zirvesinde, bulutların hemen kıyısında öyle bir cami vardır ki, bu tanımların hiçbirine uymaz ama maneviyatı hepsinden daha "yüksek" hissedilir. Burası; duvarları rüzgâr, tavanı gökyüzü, tabanı ise toprak olan Kadırga Açık Camii'dir.
Trabzon ve Gümüşhane sınırlarının kucaklaştığı noktada, 2200 metre rakımda yer alan bu mabet, 560 yılı aşkın süredir binlerce insanı aynı safta, aynı göğün altında buluşturmaktadır.
1. Nedir ve Neden "Açık" Camidir?
Kadırga Açık Camii, isminden de anlaşılacağı üzere çatısı olmayan bir ibadethanedir. Etrafı yaklaşık 1-1,5 metre yüksekliğinde, harçsız taş duvarlarla çevrilidir. İçerisinde herhangi bir kolon, kiriş, pencere veya kapı bulunmaz. Caminin girişi, taş duvarlar arasında bırakılan boşluklardan sağlanır.
Neden açık olduğuna gelince; bu durum ne bir mimari eksiklik ne de bütçe yetersizliğidir. Bu, tamamen tarihi bir mirasa sadakat ve doğaya teslimiyetle ilgilidir. Cami, yapıldığı ilk günden beri üzerinin kapatılması "istenmeyen" bir mekan olarak kabul görmüştür. Halk arasında, buranın üzerinin kapatılması halinde maneviyatının bozulacağına dair yaygın bir inanış vardır. Hatta zaman zaman üzerini kapatmak isteyenlerin rüyalarında uyarıldığına veya yaptıkları çatıların fırtınayla uçtuğuna dair rivayetler anlatılır. Burası, kul ile Allah arasına hiçbir engelin girmediği yer olarak simgeleşmiştir.
2. Tarihçesi: Fatih Sultan Mehmet’in Secdeye Vardığı Yer
Bu eşsiz mabedin tarihi, 1461 yılına, Trabzon’un fethine kadar uzanır. Tarihi kaynaklara ve güçlü rivayetlere göre caminin hikayesi şöyledir:
Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han, Trabzon’u fethetmek üzere ordusuyla birlikte bölgeye gelir (Kimi kaynaklara göre fetih dönüşü Gümüşhane/Zigana güzergahını kullanırken buraya uğrar). Yaz aylarında ordusuyla Kadırga Yaylası’na varan Padişah, Cuma namazı vaktinin girmesiyle birlikte ordusuna mola emri verir.
Ancak ortada bir cami yoktur. Fatih, askerlerine taş toplamalarını emreder. Binlerce asker, yayla taşlarını elden ele taşıyarak kısa sürede dikdörtgen bir alan oluşturur ve kıbleyi belirler. Fatih Sultan Mehmet, ilk Cuma namazını ordusuyla birlikte bu taşların çevrelediği, üzeri açık alanda kıldırır. İşte o gün askerlerin dizdiği o taşlar, bugün hala ayakta duran Kadırga Açık Camii’nin temelleri ve duvarlarıdır.
Bu nedenle cami, halk arasında "Fatih’in Camisi" olarak da anılır ve o günden bugüne kutsal bir emanet gibi korunur.
3. Mimari ve Fiziksel Özellikleri
Kadırga Açık Camii, sadeliğin ihtişamıdır.
Duvarlar: Bölgeden toplanan doğal taşlarla, harç kullanılmadan "kuru duvar" tekniğiyle örülmüştür.
Zemin: Caminin içinde halı yoktur (Sadece namaz vakitlerinde seccadeler serilir, ancak çoğu zaman doğrudan çimlerin üzerine secde edilir). Zemin, tamamen yayla çimenidir.
Minareler: Orijinalinde minaresi olmayan yapıya, ezanın sisli havalarda ve kalabalıkta daha rahat duyulabilmesi için sonradan iki adet minare eklenmiştir. Bu beyaz minareler, yeşil yayla coğrafyasında caminin yerini belli eden en belirgin sembollerdir.
Kapasite: Cami alanı oldukça geniştir. Normal zamanlarda geniş bir avlu gibi görünse de, Cuma namazlarında ve şenlik zamanlarında saflar cami duvarlarının çok dışına taşar. Yaklaşık 5.000 ila 10.000 kişinin aynı anda namaz kılabildiği bilinmektedir.
4. Konumu ve Jeopolitik Önemi: Sınırların Kalktığı Yer
Kadırga Yaylası ve Camii, idari olarak Gümüşhane’nin Kürtün ilçesine bağlı görünse de, aslında tam bir "sınırların birleştiği" noktadır.
Trabzon’un Şalpazarı (Ağasar), Tonya, Beşikdüzü ve Maçka ilçeleri.
Gümüşhane’nin Kürtün ve Torul ilçeleri.
Giresun’un Görele ve Eynesil ilçeleri.
Bu ilçelerin yaylacıları Kadırga'da buluşur. Cami, bu farklı il ve ilçelerden gelen insanların ortak ibadet mekanıdır. Yüzyıllardır süregelen husumetlerin bittiği, kavgaların barışla sonlandığı bir "sulh meydanı" niteliğindedir.
5. Üçüncü Cuma Geleneği ve Kadırga Şenlikleri
Kadırga Açık Camii’nin en canlı olduğu zamanlar yaz aylarıdır, ancak özellikle Temmuz ayının üçüncü haftası çok kritiktir.
Her yıl Temmuz ayının üçüncü Cuma günü, meşhur Kadırga Yayla Şenlikleri (Otçu Göçü) düzenlenir. Bu tarih, bölge halkı için adeta bir bayramdır. On binlerce insan, rengarenk yöresel kıyafetleriyle (özellikle Ağasar giysileriyle) yaylaya akın eder.
Cuma ezanı okunduğunda kemençeler susar, horon durur. Binlerce insan, Fatih Sultan Mehmet’in 5 asır önce namaz kıldığı o çimenlerin üzerinde saf tutar. İmamın "Allahuekber" sesi, açık havada, dağların yankısıyla birleşir. Bu an, inanç turizmi açısından dünyada eşine az rastlanan bir görsel şölen sunar.
6. Diyanet ve Resmi Statü
Kadırga Açık Camii, sadece tarihi bir kalıntı değil, yaşayan bir ibadethanedir. Diyanet İşleri Başkanlığı, yayla sezonunun açılmasıyla (Mayıs-Eylül arası) buraya resmi bir imam ataması yapar. Vakit namazları düzenli olarak kılınır, ancak asıl yoğunluk Cuma namazlarındadır.
7. Sis, Doğa ve Maneviyat: Orada Olma Hissi
Bu camide namaz kılmayı diğerlerinden ayıran en büyük özellik, atmosferik koşullardır. Karadeniz’in meşhur sisi (yöresel tabirle duman), namaz esnasında caminin içine dolar. Cemaat secdeye gittiğinde, başının üzerinde bulutların geçtiğini hisseder.
Bazen güneş açar, bazen hafif bir çise (yağmur) yağar. Cemaat, doğanın bu hallerinden şikayet etmez, aksine bunu ibadetin bir parçası, bir rahmet olarak görür. Duvarların olmaması, inananlara "tüm kâinatın bir mescit olduğu" hadisini iliklerine kadar hissettirir.
Açık Havada Bir Birlik Anıtı
Kadırga Açık Camii; sadece taşlardan örülü bir alan değil, Fatih Sultan Mehmet’ten bugüne uzanan bir Türk-İslam mührüdür.
Modern dünyanın betonarme binaları arasında sıkışan insan ruhu için, Kadırga bir kaçış ve öze dönüş noktasıdır. Şatafattan uzak, gösterişsiz ama bir o kadar da heybetli duruşuyla, Ağasar, Tonya ve Kürtün insanının ortak paydasıdır. Eğer yolunuz bir gün Doğu Karadeniz’e düşerse, ayakkabılarınızı çimenlerin kenarına bırakıp, yüzünüzü rüzgâra ve kıbleye dönerek bu tarihi atmosferi solumanız, o topraklara yapacağınız en anlamlı ziyaret olacaktır.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!